Notte Global Pasaport Endeksi 2026, Türk pasaportunun dünya genelinde geniş bir erişim alanına sahip olmasına rağmen Avrupa Birliği’nde devam eden vize yükünü ortaya koyuyor. Eurostat ve ulusal program verileri ise bu baskının oturum, yatırım ve yerleşim tercihlerine nasıl yansıdığını gösteriyor.
Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerindeki oturum hareketliliği son yıllarda hız kazandı. Yunanistan’da ilk oturum izinleri beş yılda 955’ten 5 bin 225’e çıkarken, Türkiye Golden Visa programında Çin’in ardından ikinci büyük gruba yükseldi. Bulgaristan’da uzun dönem oturum sahibi Türklerin sayısı 28 bini aştı; Portekiz’de ise gayrimenkul yolu kapanmasına rağmen Türklere verilen izinler büyümeye devam etti.
5,5 KAT
Yunanistan’da Türklere verilen ilk oturum izinlerindeki 2021–2025 artışı 28.245
Bulgaristan’da 2025 sonu itibarıyla uzun dönem oturum sahibi Türk vatandaşı
%25,4
Bulgaristan’da 2024’te ilk izin alan yabancılar içinde Türklerin payı 111 ÜLKE
Türk pasaportunun vizesiz, kapıda vize ve elektronik izin dâhil toplam erişimi
Avrupa’ya erişim sorunu artık yalnızca seyahat başlığı değil
Türk vatandaşlarının Avrupa ülkelerinde oturum alma eğilimi son yıllarda belirgin biçimde hızlandı. Eurostat’ın karşılaştırılabilir verilerine göre Türk vatandaşlarının Avrupa Birliği ülkelerinde ilk kez aldığı oturum izinlerinin toplamı 2021’de yaklaşık 86 bin 900 iken 2023’te 127 bin 500’ü aştı. 2024’te toplam sayı 111 bin 561 olarak kaydedildi. Ülke bazındaki hareket incelendiğinde ise artışın özellikle Yunanistan, Portekiz, İspanya ve Bulgaristan gibi ülkelerde yoğunlaştığı görülüyor.
Bu tablo, Avrupa’ya yönelik talebin yalnızca çalışma veya aile birleşimi üzerinden açıklanamayacağını da ortaya koyuyor. Pasif gelir, yatırım, emeklilik, mali açıdan bağımsız yaşam ve benzeri çalışma dışı oturum modelleri Eurostat’ta çoğunlukla “diğer sebepler” başlığı altında toplanıyor. Bu nedenle doğrudan “yatırımcı” ya da “pasif gelir sahibi” sayısını her ülke için tek bir satırda görmek mümkün değil. Buna rağmen hem “diğer sebepler” kategorisindeki yükseliş hem de ülkelerin kendi yatırım programlarına ilişkin yayımladığı rakamlar, Türk vatandaşlarının yaşam, sermaye ve hareket serbestisi planlarında Avrupa’yı daha merkezi bir noktaya taşıdığını gösteriyor.
Notte Global Pasaport Endeksi 2026’ya göre Türk pasaportu 199 pasaport arasında 86’ncı sırada bulunuyor. Türk vatandaşları 71 ülkeye tam vizesiz, 34 ülkeye kapıda vize ve 6 ülkeye elektronik seyahat izniyle ulaşabiliyor; toplam erişim 111 ülkeye çıkıyor. Bu sayı dünya ölçeğinde düşük olmasa da Avrupa Birliği gibi eğitim, ticaret, yatırım ve yerleşim bakımından yoğun talep gören bir bölgede klasik vize zorunluluğunun sürmesi, hareket kabiliyetini sınırlayan temel unsurlardan biri olmaya devam ediyor.
Yunanistan, Türk vatandaşları açısından en hızlı büyüyen merkez oldu
Verilerin en dikkat çekici olduğu ülke Yunanistan. Türk vatandaşlarına verilen ilk oturum izinleri 2021’de 955 seviyesindeyken 2025’te 5 bin 225’e ulaştı. Böylece beş yıllık dönemde yaklaşık 5,5 katlık bir artış yaşandı. Sadece 2024 ile 2025 arasındaki yükseliş de yüzde 50’nin üzerinde gerçekleşti. Çalışma ve aile birleşimi dışındaki oturumların en yakın resmî göstergesi olan “diğer sebepler” kategorisinde ise Türk vatandaşlarına verilen izin sayısı 2021’de 578 iken 2025’te 1.601’e çıktı.
Yunanistan’daki hareketin önemli bir bölümünü Golden Visa programı oluşturuyor. Türkiye, 2025 itibarıyla programda Çin’in ardından ikinci en büyük yatırımcı grubu haline geldi ve toplam başvurular içindeki payı yaklaşık yüzde 16’ya yükseldi. Ülke genelinde Golden Visa başvurularının 2024’te yaklaşık 9 bin 300 ana yatırımcıyla rekor seviyeye ulaştığı, 2025’te ise yatırım eşiklerinin yükselmesinin etkisiyle yaklaşık 6 bin 978’e gerilediği belirtiliyor. Buna karşın Türk yatırımcıların program içindeki ağırlığının artması, toplam talep yavaşlasa bile Türkiye kaynaklı ilginin güçlü kaldığını gösteriyor.
Yunanistan, Ağustos 2024’te yaptığı düzenlemeyle yüksek talep gören bölgelerde yatırım eşiğini 800 bin avroya, diğer bölgelerde ise 400 bin avroya çıkardı. Ticari bir taşınmazın konuta dönüştürülmesi veya koruma altındaki bir binanın restore edilmesi gibi belirli istisnalarda 250 bin avroluk eşik korunuyor. Bu değişiklik, talebin ortadan kalkmasından çok daha düşük eşikli istisnalara, dönüşüm projelerine ve alternatif bölgelere yönelmesine neden oluyor.
Bulgaristan’da Türkler ilk sırada, uzun dönem oturum stoku 28 bini aştı
Bulgaristan, farklı bir hareketliliğe işaret ediyor. Türk vatandaşları 2024 yılında ülkede ilk oturum izni alan yabancı uyruklar arasında yüzde 25,4 payla birinci sırada yer aldı. Türklere verilen ilk izinlerin sayısı 2021’de 3 bin 665 iken 2025’te 5 bin 155’e yükseldi. Çalışma ve aile dışındaki “diğer sebepler” kategorisinde de yıllık sayı 1.400-2.000 bandında seyrediyor.
Daha çarpıcı gösterge ise uzun dönem oturum stokunda görülüyor. Bulgaristan’da uzun dönem oturum statüsüne sahip Türk vatandaşı sayısı 2021’de 22 bin 673 iken 2025’te 28 bin 245’e ulaştı. Bu rakam, incelenen ülkeler arasında açık ara en yüksek uzun dönem oturum stokunu oluşturuyor. Tarihsel ve coğrafi bağların yanı sıra, emeklilik, pasif gelir, şirket faaliyeti ve daha düşük maliyetli yerleşim seçenekleri Bulgaristan’ı Türk vatandaşları açısından erişilebilir bir alternatif haline getiriyor.
Romanya ve Polonya’da ise tablo daha karmaşık. Romanya’da Türklere verilen ilk izinler 2021’de 4 bin 137, 2024’te 3 bin 710 olarak kaydedildi; 2025 verisi henüz yayımlanmış değil. Polonya’da 2022’de 19 bin 912’ye kadar çıkan ilk izin sayısı 2025’te 7 bin 553’e geriledi. Bu iki ülkede oturumların önemli bir bölümü çalışma ve ekonomik faaliyet bağlantılı olduğundan, rakamların tamamını yatırım veya pasif gelir talebi olarak okumak doğru değil.
Portekiz’de gayrimenkul yolu kapandı, Türklerin ilgisi yine de arttı
Portekiz’de Türk vatandaşlarına verilen ilk oturum izinleri 2021’de yalnızca 215 iken 2025’te 1.220’ye ulaştı. Aynı dönemde “diğer sebepler” kategorisindeki izinler 11’den 430’a çıktı. Özellikle 2024’te 613 olan toplam ilk izin sayısının 2025’te neredeyse iki katına yükselmesi, programın yapısı değişmesine rağmen Türk vatandaşlarının ülkeye yönelik ilgisinin sürdüğünü gösteriyor.
Portekiz, Ekim 2023’te Golden Visa kapsamında gayrimenkul edinimine dayalı yeni başvuru yolunu kapattı. Program bundan sonra fon yatırımı, sermaye aktarımı, iş kurma ve kültürel katkı gibi kanallar üzerinden devam etti. Ulusal göç idaresi 2023 sonrasında yatırımcıları uyruk bazında ayrıntılı biçimde açıklamadığı için Türk yatırımcıların program içindeki kesin sayısını belirlemek mümkün değil. Bununla birlikte Eurostat’ın toplam ilk izin verileri, Türkiye kaynaklı hareketliliğin gerilemediğini, aksine büyüdüğünü ortaya koyuyor.
İspanya’da da benzer bir ayrışma görülüyor. Ülke Golden Visa programını 3 Nisan 2025 itibarıyla yeni başvurulara kapattı. Buna rağmen Türk vatandaşlarına verilen toplam ilk oturum izinleri 2021’de 1.192 iken 2025’te 2 bin 882’ye ulaştı. Bu gelişme, Avrupa’ya yönelik talebin yalnızca gayrimenkul veya yatırım programlarından ibaret olmadığını; eğitim, iş kurma, uzaktan çalışma, aile ve uzun vadeli yaşam planlarının birlikte etkili olduğunu gösteriyor.
“Vize yükü, sermaye ve yerleşim kararlarını da etkiliyor”
Notte Global kurucusu ve yatırım göçmenliği danışmanı Yusuf Boz’a göre ortaya çıkan eğilim, pasaport gücü tartışmasının yalnızca kaç ülkeye vizesiz gidilebildiği üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini gösteriyor. Boz, “Türk pasaportunun dünya genelindeki erişimi düşük değil. Asıl sorun, Avrupa Birliği gibi Türk vatandaşlarının eğitim, iş, yatırım ve yaşam açısından en yoğun talep gösterdiği bölgelerde ortaya çıkıyor. Yunanistan’da Türklere verilen ilk oturum izinlerinin beş yılda yaklaşık 5,5 kat artması ve Türkiye’nin Golden Visa programında ikinci sıraya yükselmesi, vize yükünün artık yalnızca seyahat kararlarını değil, sermaye ve yerleşim tercihlerini de etkilediğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulunuyor.
Boz, programların sıkılaştırılmasının talebi tamamen ortadan kaldırmadığı görüşünde. “İspanya programını kapattı, Portekiz gayrimenkul seçeneğini kaldırdı, Yunanistan yatırım eşiklerini artırdı. Buna rağmen Türk vatandaşlarının Avrupa’daki oturum talebi devam ediyor. Talep, şartlara göre biçim değiştiriyor; daha düşük eşikli istisnalara, fonlara, şirket kurma seçeneklerine, pasif gelir modellerine veya farklı ülkelere yöneliyor. Bu nedenle karşımızdaki hareketi geçici bir kampanya ilgisi olarak değil, daha uzun vadeli bir hareketlilik ve risk dağıtma eğilimi olarak okumak gerekiyor” diyor.
Notte Global Pasaport Endeksi’nin iki pasaportu bölgesel erişim açısından yan yana karşılaştırması da bu eğilimin ölçülebilir hale gelmesini amaçlıyor. Endeks, vizesiz giriş, kapıda vize ve elektronik izin kategorilerini birbirinden ayırarak toplam erişimin arkasındaki gerçek seyahat koşullarını gösteriyor. Böylece kullanıcılar yalnızca bir pasaportun sıralamasını değil, ikinci bir vatandaşlık veya oturum hakkının Avrupa, Amerika, Asya ve diğer bölgelerde pratik olarak ne değiştirdiğini inceleyebiliyor.
Oturum izni, uzun dönem oturum ve vatandaşlık aynı şey değil
Veriler değerlendirilirken kavramların birbirinden ayrılması gerekiyor. “İlk oturum izni”, bir kişinin ilgili yıl içinde ilk kez aldığı yasal oturum hakkını ifade ediyor ve yenilemeleri kapsamıyor. “Uzun dönem oturum” ise belirli bir tarihte yürürlükte olan, daha kalıcı nitelikteki statülerin stokunu gösteriyor. Golden Visa ve benzeri yatırım programlarına yeni katılanların büyük bölümü henüz uzun dönem veya süresiz oturum aşamasına geçmediği için yatırım kaynaklı hareket, ilk izin verilerinde daha görünür hale geliyor.
Benzer biçimde Eurostat’ın “diğer sebepler” kategorisi yalnızca yatırımcıları içermiyor. Pasif gelirle yaşayanlar, mali açıdan bağımsız kişiler, emekliler, çalışma amacı taşımayan bazı yerleşim türleri ve ülkeye göre değişen başka izinler de bu başlık altında yer alabiliyor. Dolayısıyla bu kategorideki tüm artışı doğrudan gayrimenkul yatırımı olarak yorumlamak mümkün değil. Ancak ülke programlarının resmî istatistikleriyle birlikte okunduğunda, çalışma dışı yerleşim talebinin yönü konusunda anlamlı bir gösterge sunuyor.
Avrupa’daki politika değişiklikleri talebin yönünü belirliyor
Avrupa ülkelerinin son yıllarda yatırım temelli oturum programlarını yeniden düzenlemesinin temelinde konut fiyatları, yerel erişilebilirlik tartışmaları ve sermayenin niteliğine ilişkin siyasi tercihler bulunuyor. İspanya’nın programı tamamen sona erdirmesi, Portekiz’in gayrimenkul yolunu kapatması ve Yunanistan’ın eşikleri bölgelere göre 400 bin ile 800 bin avro düzeyine yükseltmesi, yatırımcıların karar süreçlerini daha karmaşık hale getirdi.
Buna karşılık Yunanistan programının 2013’ten bu yana 10 milyar avronun üzerinde doğrudan yatırım çektiği, yalnızca 2024’te gayrimenkul bağlantılı girişin 2,32 milyar avroya ulaştığı belirtiliyor. Türkiye’nin programdaki yaklaşık yüzde 16’lık payı dikkate alındığında, Türk yatırımcıların Yunanistan’a yönlendirdiği sermayenin yıllık yüz milyonlarca avro düzeyine ulaşmış olabileceği tahmin ediliyor. Uyruk bazında kesin yatırım tutarı yayımlanmadığı için bu rakam yalnızca asgari eşikler üzerinden hesaplanan bir büyüklük göstergesi niteliğinde.


