Ana SayfaGündem HaberleriSystemair Türkiye, elektriğinin yüzde 100’ünü kendi üretiyor

Systemair Türkiye, elektriğinin yüzde 100’ünü kendi üretiyor

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), 1 Ocak 2026’da kalıcı döneme geçti. Düzenleme, çelik ve alüminyum gibi girdilerin karbon yükünü maliyete dönüştürüyor. Bu girdileri yoğun kullanan iklimlendirme ve havalandırma (HVAC) üreticileri de artık ürünlerindeki gömülü karbonu şeffaf ve izlenebilir biçimde raporlamak zorunda. Systemair Türkiye bu sürece hazırlıklı giriyor: Dilovası fabrikasında kurduğu 1,2 MW gücündeki güneş enerjisi santraliyle elektrik ihtiyacının tamamını kendisi üretiyor. Şirket, SKDM’ye uyum sürecini enerji verimliliği, tedarik zinciri görünürlüğü ve ürün performansı üzerine kuruyor.
İklimlendirme ve havalandırma sektöründe karbon maliyetlerinin varlığı rekabetin belirleyici unsurlarından biri haline gelirken Avrupa Birliği’nin (AB) standartlarını çizdiği Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), firmalar için yeni yükümlülükler getiriyor. Bu doğrultuda Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na (SKDM) ve küresel sürdürülebilirlik hedeflerine uyum sağlamak amacıyla ürün geliştirme, üretim tesisleri ve veri şeffaflığı alanlarında kapsamlı çalışmalar yürüten Systemair Türkiye, düzenlemeyi sanayide verimliliği artırmak, düşük karbonlu teknolojilere geçişi hızlandırmak ve daha dayanıklı tedarik zincirleri oluşturmak için önemli bir dönüşüm fırsatı olarak görüyor.
“Karbon maliyetinin giderek daha görünür hale gelmesi; ürün fiyatı, tedarikçi seçimi ve rekabet gücü üzerinde belirleyici olacak”
SKDM’nin iklimlendirme ve havalandırma sektörüne etkisini değerlendiren Systemair Türkiye Fabrika Direktörü Uğur Muslu, şunları söyledi: “Sektörümüz çelik, alüminyum ve bakır gibi enerji yoğun malzemelere dayanıyor. SKDM bugün ürünlerimizi doğrudan değil, çelik ve alüminyum gibi temel girdileri kapsıyor; ancak bu girdiler üzerinden maliyet ve tedarik zinciri etkisini şimdiden hissediyoruz. AB pazarında karbon maliyeti görünür hale geldikçe ürün fiyatını, tedarikçi seçimini ve rekabet gücünü belirleyen unsurlardan biri olacak. Tedarikçilerden güvenilir emisyon verisi almak, bu veriyi doğrulamak ve satın alma ile maliyetlendirme süreçlerine yansıtmak, bu dönemde rekabet etmenin ön koşulu. Örneğin bugün tedarikçilerimizin yüzde 25’inden ürün bazlı emisyon verisi alıyoruz. SKDM bizim için yalnızca çevresel bir düzenleme değil; ihracat pazarlarında rekabetçiliğimizi koruyacak stratejik bir konu.”
Klima santrallerinde doğrulanmış karbon verisi
Muslu, Systemair’in SKDM’ye uyum kapsamında attığı adımları şöyle anlattı: “AB’ye ihracatta bir ürünün yaşam döngüsü boyunca ne kadar karbon ürettiğini belgelemek artık zorunluluk haline geliyor. Bu nedenle Dilovası fabrikamızda ve küresel tesislerimizde ürettiğimiz klima santralleri ve havalandırma ekipmanları için Çevresel Ürün Beyanı (EPD) ve Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) süreçlerini tamamladık; müşterilerimize doğrulanmış emisyon verisi sunuyoruz. Tedarik zincirinde satın alma, kalite, mühendislik ve finans ekiplerimiz birlikte çalışarak tedarikçilerimizin karbon verisini düzenli ve karşılaştırılabilir hale getiriyor. Üretimde Dilovası fabrikamızın elektriğinin tamamını kendi güneş enerjisi santralimizden karşılıyoruz. Ürün tarafında ise yüksek verimli fanlar ve ısı geri kazanım çözümleriyle müşterilerimizin binalarındaki enerji tüketimini azaltmalarına katkı sağlıyoruz. Ayrıca ihracatçı müşterilerimizin karbon raporlamasında ihtiyaç duyduğu ürün bazlı emisyon hesaplamalarına da destek veriyoruz.”
Dilovası fabrikası elektriğinin tamamını güneşten karşılıyor
Systemair Türkiye, Dilovası fabrikasında devreye aldığı 1,2 MW gücündeki güneş enerjisi santraliyle tesisin tüm elektrik ihtiyacını kendisi üretiyor. Santral, yılda yaklaşık 1.050 ton karbon emisyonunun önüne geçiyor. Ürün tasarımında da karbon ayak izini azaltmaya odaklandıklarını belirten Muslu, şunları söyledi: “İklimlendirme cihazlarımızda düşük Küresel Isınma Potansiyeli’ne (GWP) sahip soğutucu akışkanları önceliklendiriyoruz. Yüksek verimli EC motorları, ısı geri kazanım eşanjörlerini ve akıllı otomasyon sistemlerini ürünlerimizde standart hale getiriyoruz. Böylece cihazlarımızın kullanım ömrü boyunca tükettiği enerjiyi ve buna bağlı emisyonları en aza indiriyoruz. Üretim ve operasyon merkezlerimiz de LEED Gold bina standartlarına göre tasarlanıp işletiliyor.”
“2030’a kadar üretim kaynaklı karbon yoğunluğumuzu yüzde 30 azaltacağız”
Muslu, şirketin hedeflerini şöyle özetledi: 2026 yılına göre 2030’a kadar üretim kaynaklı karbon yoğunluğumuzu yüzde 30 azaltmayı hedefliyoruz. Ürün ve tedarikçi bazlı karbon verisini satın alma ve yatırım kararlarımızın merkezine koyacağız. SKDM’nin kapsamı genişledikçe sistemlerimizi buna göre güncelleyecek, hem kendi çevresel etkimizi hem de müşterilerimizin karbon yükünü azaltmaya devam edeceğiz.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Sizin İçin Seçtiklerimiz