Dünyanın tek seferde yapılan en büyük hastanesi Bilkent Hastanesi ve Mersin Hastanesi’ni tamamlayan Murat Çeçen, şehir hastanesi modelinin Türkiye’yi bölgede bir merkez haline getirebileceğini düşünüyor.

CCN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Çeçen şehir hastaneleri gelecek 5 yılda 3 milyar euro yatırıma hazırlanıyor. Bilkent ve Mersin’i tamamlayan CCN şimdi yeni ihalelerin peşinde. Şehir hastaneleri etrafındaki tartışmaların yatırımcıyı yorduğunu, bürokratik engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini söyleyen Çeçen, “Para çok korkaktır, hemen kaçar, kendini güvende hissetmeli” dedi. Türkiye’nin bölgenin sağlık üssü olabileceğini düşünen Çeçen projelerin hızlanması için “bürokrasinin bu vizyona inanması gerektiğini” vurguladı.

Şehir hastanesi kirasında hasta sayısı kriteri yok
-İhalesini aldığınız şehir hastaneleri ne durumda?

Mersin açıldı, 1.5 yıl oldu. Ankara’da da kabule başlandı, yüzde 90’ın üzerinde bitti. Temmuz sonunda ameliyatlara başlamayı planlıyoruz.

-Yeni projelere bakıyor musunuz?

Evet, Trabzon, Aydın, Diyarbakır, Sancaktepe, Denizli var. Bunların ihalelerine hazırlanıyoruz.

-Nasıl işliyor yatırımcı şirketin hastaneyi işletme süreci?

Biz inşaatı yapıyoruz ve 5 yıl boyunca işletmesini üstleniyoruz. Sağlık sektörünün altyapısını ve yan sektörlerini oluşturduğumuz bir noktadayız. Biz devletin adına bir bina yapıyoruz, yatırımı biz gerçekleştiriyoruz. Sadece binayı da yapmıyoruz, piyasadaki en iyi en yeni cihazlarla donatıyoruz. Devlet bize 25 yıl boyunca kira veriyor. Hastane boş da olsa, dolu da olsa… Hasta sayısı kriteri yok. 25 yıl boyunca sabit bir kira veriyor bize. İkincisi 19 tane hizmeti bizim sorumluluğumuza veriyor. Zaten devlet hastanelerinde de bu hizmetler taşere ediliyor. Temizlik, güvenlik, bahçe, atık toplama, yemekhane gibi… Bu 19 hizmet 5 yıl boyunca belirli bir rakam üzerinden bize veriliyor. Yatırımını da bizim yaptığımız hizmetler bunlar. Örneğin Urfa’daki bir devlet hastanesinde çamaşır hizmetleri özel sektöre verilirken şirket hazır bir altyapıya geliyor. Şehir hastanesinde ise biz çamaşırhaneyi kendimiz yapıyoruz. Makineleri de biz koyuyoruz. O nedenle bir tık daha yüksek bizim aldığımız bedel.

-Bu altyapı için yaptığınız yatırımda kira bedeli içinde değil mi?

Değil. O sadece hastane için verilen bir kira. Altyapı için yapılan yatırım 5 yıl boyunca ödenen yan hizmet bedeli içinde…. 25 yıl sonunda ise hastaneyi sıfırlanmış bir şekilde devlete teslim edeceğiz. Buradaki yatırım da neredeyse bir hastane yatırımı kadar.

-5 yıl sonra ne olacak?

Sonra kamu piyasaya çıkacak, değerlendirme yapacak, fiyatı belirleyecek. Ben o fiyata yapabilirsem devam edeceğim, aksi halde piyasadan kim yapabilirse ona ihale edecek hizmeti. Ben finansmanı bulup yatırımı gerçekleştirmiş oluyorum. Tüm maliyeti ben üstlenmiş oluyorum. Bana kiradan başka bir garantisi yok. O da mevcut bir hastanenin bakım onarımı için vereceği para kadar bir miktar. Örneğin Cerrahpaşa’nın bakım onarımı için 100 milyon TL ödenecekken, bana 100 milyon TL kira veriyor. Benim tüm hizmetlerime dair kriterler sözleşmeyle belirlenmiş durumda. Örneğin bir tomografi cihazı belirli saatler arasında tamir edilmediyse hemen ceza geliyor; bunlar tamamen elektronik ortamda kontrol ediliyor. Devlet bu işten yüzde 20 ekonomi sağlıyor. Ben devletin harcayacağından yüzde 20 ucuza mal ediyorum örneğin Bilkent Hastanesini. 1.1 milyar euro içinde büyük rakam bu; 220 milyon euro…

-Kira kritik bu modelde…

Bizim açımızdan kritik. Doğru hesaplanması gerekiyor. Kira bana gelmiyor, direkt bankalara gidiyor; finansmanı sağlayan bankalara.

-Böyle model dünyada var mı?

Var. İspanya’da var, İngiltere’de var. Amerika’da da farklı şekilleri var. Recep Akdağ döneminde sağlık bakanlığı tüm bu ülkeleri çok iyi inceleyip bu modeli yarattı. Kapasite artırıp hastaneleri yenilemek için geliştirilmiş bir model bu. Daha verimli, son teknoloji, büyük ekonomi sağlayan, devletin cebinden finanse etmek zorunda kalmadığı dev yatırımlar bunlar.Alımların tek elden olması, ölçek ekonomisi, kontrol kolaylığı getiriyor.

-Belirli bir hedefi var mı hastane sayısında Çeçen’in?

Bizim hedefimiz 10 yıl içinde 10 bin yatağa çıkmaktı. İlk 5 yılı doldurduk, 5 bin yatağa ulaştık. Demek ki doğru bir hedef koymuşuz.

-Bu ne kadarlık bir yatırım anlamına geliyor?

3 milyar euroluk yatırım daha yapacağız bunun için.

“Tüm medeni ülkelerde hastaneler şehir dışındadır”
-Peki öngörmediğiniz sıkıntılarla karşılaşıyor musunuz? Şehir dışında olmaları eleştiriliyor örneğin hastanelerin?

Dünyada da bütün büyük hastaneler şehir dışındadır. Acil servisler sadece şehir içindedir. Hastane bir ekonomi yaratıyor bulunduğu noktada. Rahat nefes alması lazım. Şişli Etfal’e bakın. Sıkışmış, nefes alamıyor. Trafikten hasta ulaşamıyor. Mayo Clinic’e gidin şehrin 40 kilometre dışında. Batı medeniyetinde hep böyle. Ek bir binaya ihtiyaç olduğunda nereye yapacaksınız? Hastaneyi kurduktan sonra doğal olarak çevresinde bir gelişim sağlanacaktır. Numune hastanesi yapılırken çevresinde bir şey var mıydı?

-Pek çok eleştiri yapılıyor şehir hastaneleri modeline, cari açığı artıracak deniyor, ödenemez bu bedeller deniyor?

Bu hep cahil insanların yaptığı bir şey. Bu tartışmalar bürokrasinin de ürkmesine yol açıyor. Sen devletin parasını harcamadan yatırımları realize ediyorsun. Devlet hastanelerinin yenilenmesi şart. Bir odada 6 kişinin kaldığı hastanelerin yenilenmesi gerekiyor. Bizim yaptığımız Mersin bugün yüzde 92 dolulukla çalışıyor, memnuniyet en yüksek seviyede. Ama çıkıyorlar bir dolmuş meselesini hastanenin sorunu gibi sunuyorlar. Bu gelişmeyi baltalıyorlar. Sağlık turizminden bahsediliyor, var olan hastanelerde o hastalara bakabilir misiniz? Ben iddia ediyorum İstanbul’daki en iyi özel hastaneden daha iyi hizmet veriyoruz.

Bilkent ‘en büyük’ oldu, nükleere dayanıklı laboratuvar için bürokrasi bekleniyor

CCN’in imza attığı Mersin’in toplam yatırım maliyeti 358 milyon euro. Aralık 2014’te inşasına başlanmış, Ocak 2017’de tamamlanmış. Bilkent projesinin güncel yatırım bedeli ise 1,1 milyar euro. Toplam kredi tutarı 890 milyon euro. Bilkent, dünyada tek seferde yapılan en büyük hastane olma özelliğini taşıyor. Nisan 2015’te inşaatına başlanan hastane faz faz açılıyor. 1.3 milyon metrekare kapalı alana sahip olan Ankara Şehir Hastanesi Bilkent; genel, kalp damar, nöroloji, çocuk, kadın doğum, onkoloji olmak üzere altı kuleye sahip. Genel hastane bünyesinde; 3804 yatak, 735 poliklinik, 128 ameliyathane var. CCN Türkiye Halk Sağlığı Kurumu- Laboratuvar Projesi’nin ihalesini de aldı. Aralık 2017’de finans sözleşmeleri imzalanan laboratuvar projesinin, öngörülen toplam yatırım maliyeti 711 milyon euro. Dünyada bu yapıda yani salgın hastalıklara çözüm üreten laboratuvar sayısının 42 olduğunu söyleyen Çeçen, “Bu dünyadaki 43’üncü laboratuvar olacak. Sağlık savunması anlamında çok önemli. İslam dünyasındaki ilk laboratuvar olacak. Aynı modelle yapacağız bu yatırımı da. Kanser araştırmaları da Türkiye’ye özgü aşılar da burada üretilecek. Nükleer bombaya, terörizme dayanıklı bir bina olacak” dedi. Çeçen, inşaat için bürokratik engellerin aşılmasının beklendiğini söyledi.

‘Sağlık vadisi kurulursa dev bir ekonomi yaratılır’
“Dünyada en hızlı gelişecek sektörlerden biri sağlık. Biz şehir hastaneleri modeli ile tüm coğrafyamızda dev hastaneler kurabiliriz. Böyle bir vizyon var, bunu yapabilecek gücümüz de var. Doktoruyla, mühendisiyle, cihaz üreticisi, hemşiresiyle… Bir sağlık vadisi kurulabilir. Dünyanın en büyük sağlık üniversitesini, hastanesini koyun. Üreticileri çağırın orada üretime. Konut üreticisi gelip konutunu üretsin… Al sana bir ekonomi. Almanya’da bir hastaya bakmanın bedeli yıllık 7.500 euro, bizde 1200 euro. İkili anlaşmalar yapılabilir…”

Bu kadar sağlık cihazı alınıyor, peki niye bunları biz üretmiyoruz?

Murat Çeçen sağlık alanında Türkiye’nin potansiyeline inanıyor. Yeni şehir hastanelerinin önemli bir eko sistem yarattığını, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiğini düşünüyor. Dev hastanelere onlarca tıbbı cihaz alınacak, peki neden bu cihazları alım garantisi vererek Türkiye’de üretmiyoruz? Çeçen; “O fikrin babası benim. Aselsan ile görüşüldü. Aselsan GE’yi tercih etti. Tomografi aleti savunma sanayisinde kullanılan bir teknolojiye sahip. Türkiye’de tomografi cihazı üreteceksiniz GE patenti ile. Yarın öbür gün bunu kendin de üretebilirsin. Bu çok önemli bir potansiyel yaratıyor. Şimdi bu proje ihale aşamasında, gerçekleşmeli bence” dedi.