Dünya Gazetesi haberine göre Evrenol Architects’in Kurucusu Yüksek Mimar Mehpare Evrenol, inşaat sektörü, 2014’te ‘lokomotif sektör’ konumunu sürdürdü dedi.

Evrenol Architects’in Kurucusu Yüksek Mimar Mehpare Evrenol, “Ulusal ve uluslararası alanlarda büyük bir deneyime ve potansiyele sahip olan inşaat sektörü, kendisine bağlı 200’den fazla alt sektörü harekete geçirme özelliğiyle ‘lokomotif sektör’ konumunu 2014 yılında da sürdürdü” dedi.

3 milyon 400 bin metrekarenin üzerinde proje dizaynı ve 13 binin üzerinde konutun mimari operasyonunu gerçekleştirdiklerini belirten Mehpare Evrenol; “2014 zor bir yıl olmasına rağmen inşaat sektörü markalaşarak büyümesini sürdürdü. Özellikle konut alanında gerçekleşen projeler ve yatınmlarla hem Türkiye’de hem de yurtdışında adımızdan söz ettirdik. Gelinen noktada görüyorum ki mimari ve mühendislik hizmetlerimiz kendisini çok geliştirdi, kalifiye eleman sayımız arttı, iş kalitemiz yükseldi. Bu sayede uluslararası arenada söz sahibi olmaya, satılabilir ve değeri günden güne artan hizmet üretmeye başladık.

Sektördeki bu iyileşmenin tasarım alanında da yaşanması önümüzdeki yıllardaki en büyük beklentim. İnanıyorum ki ülkemizde genelde yatırımcısıyla anılan projeler, tasarıma verilen önemin de artmasıyla başka bir boyuta taşınacak ve mimarlar da uluslararası platformlarda başka tasarımcılarla yarışır hale gelecek. Gerek tasarım gerekse proje süreçlerinin yönetimi açısından nitelikli, hızlı ve verimli iş üretebilen ekiplere sahip olduğumuzu görüyorum” dedi.

Kentsel dönüşümde yer alan aktörlerin büyük sorumlulukları var

Ülkemizde yaşanan en kritik değişim süreçlerinden birinin şüphesiz kentsel dönüşüm olduğuna değinen Mehpare Evrenol; “Doğrudan kentlerimizi ve dolayısıyla yaşam alanlarımızı etkileyecek olan bu dönüşümün nasıl ve ne şekilde yapılmakta olduğu önemli bir konu. Süreçte görev alan tüm aktörlerin büyük sorumlulukları var. Dönüşümü destekliyorum, ama bunun çok dikkatli bir şekilde yapılması gerekiyor.

Özellikle İstanbul’da ve diğer tüm kentlerimizde hayata geçen münferit, güzel işler var. Ama bunların hepsi bir araya gelip hakiki bir kent yaratamıyor. Çünkü alt yapıdaki plan eksikliğimiz çok büyük. ‘İnşaat’, yalnızca çevrenin inşa edilmesi anlamına gelmediği gibi, bakım, onarım ve işletilmesine katkıda bulunan faaliyetlerin tümünü kapsar. İnşaat üretimi artık yalnızca yapının üretimi olarak algılanmamakta; çevreyle dost, sosyal sorumluluk taşıyan, sosyal yaşama, toplumsal yapıya doğrudan etki eden, saydam ve sürdürülebilir üretim en doğru yaklaşım. Bu çerçeveden bakıldığında vurgulanması gereken en önemli konu, yerine, zamanına, yöresine ve arazisine uygunluk şartı ön plana alınarak proje geliştirmek. Kentliye aidiyet duygusunu yeniden kazandırmak adına mimari tasarımlarımızda ve kent planlamasında kentin sahip olduğu yerel özellikleri yeniden yaşam alanlarımıza dahil etmeliyiz” şeklinde konuştu.

Dünya