Çelik ithalatına ek vergi sonrası sert gerileyen ABD satışları, aynı verginin AB’ye de uygulanması sonrası toparlanmaya başladı. Siparişleri artan sektör üçüncü çeyrekte ekonominin yavaşlamasını beklese de kendi açılarından bir risk görmüyor.

Dünyanın en büyük 8. çelik üreticisi konumundaki Türkiye artan maliyetler, anti damping davaları ve ABD’nin ilave gümrük vergileriyle mücadele ederken; ilk beş ayda ihracatta yüzde 5 daralma yaşayan sektör, ABD’nin diğer ülkelere tanıdığı gümrük muafiyetini haziran itibarıyla kaldırmasının ardından toparlanma sinyalleri veriyor.

Türk çelik sektörünün en büyük ihracat pazarı konumundaki ABD’nin Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelere çelikte yüzde 25 ilave vergi uygulamasıyla rekabet avantajını kaybeden ve ihracatı sert gerileyen sektör; ABD’nin söz konusu vergiyi aralarında AB’nin de bulunduğu diğer ülkelere de uygulamaya başlamasıyla kaybettiği pazarı geri kazanmaya başladı.

ABD’den alınan siparişlerde artış başladığını ve bu ivmenin Temmuz-Ağustos aylarından itibaren ihracat rakamlarına yansıyacağın belirten Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Başkanı Adnan Aslan basınla yaptığı sohbet toplantısında; ilk beş ayda yaşanan ihracat kayıplarının sene sonu itibarıyla büyük oranda telafi edileceğini söyledi.

AB’nin Rusya ve Ukrayna’ya uyguladığı antidamping vergilerinin de Türk çelik sektörünü AB pazarında avantajlı hale getirdiğini belirten Aslan, sektör ihracatının ilk beş aydaki daralmaya rağmen 2018’i tonaj bazında geçen yıla paralel şekilde 18 milyon tonda tamamlamasını; değer bazında ise ürün fiyatlarındaki yükselişin etkisiyle yüzde 30 artarak 15 milyar dolara yükselmesini öngördüklerini söyledi.

Türk çelik sektörünün en büyük ihracat pazarı konumundaki ABD, 23 Mart’tan bu yana Türkiye’nin de aralarında olduğu bazı ülkelere ithal demir-çeliğe yüzde 25, alüminyuma yüzde 10 ilave gümrük vergisi getirmişti. ABD yönetimi Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika’ya ise geçici muafiyet tanımıştı.

ABD, Haziran itibarıyla bu muafiyeti kaldırdı.

“Türkiye çok avantajlı”
ABD’nin önlemleriyle bu ülkeye ihracatta tonaj bazında sert düşüşler yaşadıklarını Aslan, “ABD, Section 232 adı altında başlattığı önlemler kapsamında bazı ülkelere geçici muafiyet sağlamıştı. Haziran itibarıyla Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika’nın muafiyet dışı bırakılması Türk çelik sektörünü avantajlı konuma getirdi. Üçüncü ve dördüncü çeyrekte ABD’deki kayıplarını kısmen de olsa telafi edeceğini öngörüyoruz” dedi ve ekledi:

“ABD yüzde 25 vergiyi bütün ülkelere uygulamaya devam ettiği sürece Türkiye çok avantajlı. Haziranda ABD’den hem uzun, hem yassı üründe talep artışı başladı, sipariş de alındı. Temmuz-ağustostan itibaren bu artışı ihracat rakamlarında da göreceğiz.”

Aslan’ın verdiği bilgiye göre, Türkiye iç pazarında inşaat demiri fiyatı 550-560 dolar/ton seviyesinde bulunuyor. Türk çelik ürünleri ABD pazarına ise ek vergi ile birlikte 750 dolar seviyelerinde satılıyor. Buna rağmen, Türk çelik ürünleri ABD iç pazarında 850 dolar civarındaki fiyatlara göre rekabet avantajını koruyor.

ÇİB verilerine göre, ABD 2017 yılında 1.83 milyon ton ile Türk çelik sektörünün en büyük ihracat pazarı konumundaydı. İlave gümrük vergilerinin ardından bu yılın ilk beş ayında ABD ihracat pazarları arasında 3. sıraya gerilerken; söz konusu dönemde ihracat geçen yılın ilk beş ayına göre yüzde 56 gerileyerek 493,710 tona düştü.

Yılın ilk beş ayında ABD pazarında yaşanan düşüşü Kanada ve Güney Amerika pazarlarındaki ihracat artışıyla telafi etmeye çalıştıklarını belirten Aslan; AB’nin Rusya ve Ukrayna’ya uyguladığı anti damping vergilerinin de Türk çelik ürünlerini AB pazarında avantajlı hale getirdiğini söyledi.

AB geçen yıl ekim ayında Ukrayna ve Rusya’dan ithal edilen çelik ürünlerine ton başına 96.5 euroya kadar çıkan miktarlarda anti-damping vergisi getirmişti.

Aslan, “Bu gelişmelerle birlikte 2017’de 17.8 milyon ton olan ihracatımızda bu yıl 18 milyon tonu yakalarız. 2018 sonunda değer bazındaki ihracatımızın ise fiyat artışlarının etkisiyle yüzde 30 artarak 15 milyar dolara yükselmesini öngörüyoruz” diye konuştu.

ÇİB verilerine göre, toplam çelik ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 5.1 düşüşle 7.8 milyon ton olurken; değer bazında ise 20 artışla 5.9 milyar dolar seviyesine yükseldi.

Aslan’ın verdiği bilgiye göre, 24 Haziran itibarıyla ise çelik ihracatı 6.8 milyar dolar oldu.

Çelik fiyatlarında yaşanan küresel artışla birlikte, ton başına birim fiyat ilk beş ayda geçen yı aynı döneme göre yüzde 26.7 artışla 753 dolara yükseldi.

“Çelik sektörü ekonomik yavaşlamadan hemen etkilenmez”
İç piyasaya baklıdığında ise, hem yassı hem de uzun ürün tarafında ciddi bir talep olduğunu belirten Aslan, “Devlet projeleri devam ediyor; otoban, şehir hastaneleri, havaalanı, 3. Köprü’nün yolları hala devam ediyor. Otomotiv ve beyaz eşya ile boru sektörünün yassı ürün talebi de iyi” ifadelerini kullandı.

Arslan, “Üçüncü çeyrekte ekonomi yavaşlayabilir ama bunun etkisini çelik sektörü hemen görmez. Çünkü siparişler verildi. Üçüncü çeyrekte ekonomi yavaşlasa da, çelik sektörü etkisini 2019 ilk çeyrekte görür.” şeklinde konuştu.

Diğer yandan, elektrot ve refrakter başta olmak üzere, hammadde kaynaklı maliyetlerinde artışın sürdüğüne dikkat çeken Aslan, kurdaki yükselişin de yüzde 80 ithalalata dayalı hammadde maliyetlerini olumsuz etkilediğini söyledi.

Elektrik tarifelerinde yapılan son değişikliğin de maliyetleri yükselttiğini belirten Aslan, “Sanayide elektrik tarifeleri değişti, Mayıs ve Haziran’da ciddi zam geldi. Çelik sektörü çok elektrik kullanan bir sektör. Elektrikli ark ocaklarının 24 saat çalışma sistemi ile ton başına 40-45 dolar maliyet artışına neden olacak” dedi.